23 Mayıs 2018 Çarşamba

Güneş gibi parladığı Fenerbahçe'yi para için bir kalemde silen Güney Koreli oyuncu KİM!


Eczacıbaşı'nın oyunlarını öğrenince resmen utandım. Spora katkı sağlamak, sadece madalya kazanmakla mı oluyor? Ezgi, Meliha ve GS'den Gamze'yi de ayartmışlar parayla, tıpkı Kim'e yaptıkları gibi. Haa, sadece Eczacı mı suçludur bu ayıplarda; oyuncular zemin hazırlamasa, Eczacı ne yapabilir ki tek başına? Sporculara soruyorum; gerçekten sadece madalya ve para mıdır iyi bir sporculuk? Örnek bir davranış ve kişilik hiç mi önemli değildir? Ben şahsen Ezgi ve Meliha'nın da gitmelerine çok üzülmüştüm FB'den tıpkı Kim gibi ama bu saatten sonra, böyle kişilikteki sporcular iyiki de gitmişler FB'den diyorum. Şu anda inanın zerre kadar değeri varsa Kim'in gözümde. Daha önceki hayranlığıma yazık diyorum yaptığı nankörlükten sonra. Bişz de FB'nin Türkiye şampiyonu olduğu yıl Kim'deki performans düşüklüğünü anlayamıyor, niye bütün yük Natalie'nin omuzlarında diyorduk. Demek kararını Eczacı'nın sezon ortasındaki teklifinden sonra vermiş ve kendini yormak istememiş. N'oldu buna rağmen; Eczacı'ya Eda bile çok geldi, tie-break setinde hepsinin ellerini kollarını bağladı Eda tabir-i caizse! Eczacılı oyuncularının yüzlerinden okunan hezimeti ve antrenörün orurup başını ellerinin arasına alınıp bitişini asla unutmayacağım ve her keyiflenmek istediğimde o altın seti, ders gibi altın seti gururla izliyorum. Ve Kim, Eczacı'nın Şampiyonlar Ligi'nde oynayamayacak olmasından dolayı, Eczacı'yı da satıyor. Ve ablamız Eczacı, Şampiyonlar Ligi'ne dönünce transfer oluyor. Aşk olmayınca, Boskovic olsa kaç yazar, Kim olsa kaç yazar? Sporunu aşkla yapacaksın ki, taraftar da sana aşkla bağlansın. Pardon, zaten Eczacı'nın parayla satın aldıkları dışında taraftarı mı var? O yüzden para üzerinden bir politika oynuyır ya. Hayırlı olsun öyleyse bu yaptıkları ve 50. yıldaki rüya takımla yaşadıkları, en fazla Türkiye 4.sü oldukları senede yaşadıkları hezimetin bin katını yaşamaları dileğiyle. Fenerbahçe asla kaybetmez; çünkü milyonlarca taraftarı olan kocaman bir aile FB; hem de aşkla ve sevgiyle birbirine bağlı olan, kazanmaktan çok takımına bağlı olmaklar varolan bir aile. Biz sevdik mi tam severiz, bitirdik mi de tam bitiririz. 30 yaşından sonra Eczacı'da efsane mi olacak Kim; oysa bir güneş gibi parladığı Fenerbahçe'deki kariyeirni de tek kalemde sildi. Bundan sonra adı asla FB ile sevgi ve saygı çerçevesinde anılmayacaktır. Kurum takımlarının başarısı unutulur gider ama halkın takımlarının, sevgiyle varolan takımların başarıları ve sporcuları asla ölmez; hem reel anlamda, hem de gönüllere heykelleri dikilir. Kim artık bundan sonra sadece Güney Kore'den transfer edilmiş, bir dönem FB'de oynamış, Fenerbahçe'nin var ettiği bir oyuncu; FB'nin özü ve hamuru değil! Gerçekleri öğrendik ve rahatladık.

22 Mayıs 2018 Salı

Polen, Milli Takım'da yedek niyetine olmayı bile mi haketmiyor?


Fenerbahçeliyim ama takım taraftarıyım, oyuncu taraftarı değil. Diğer takımların oyuncularını da aynı şekilde severim. Çünkü bir gün Fenerbahçe'ye gelecektir büyük ihtimal istisnalar hariç. Fenerbahçe'den gittikten sonra da severin oyuncuları. Çünkü oyuncuya düşman olmak kadar saçma bir şey olamaz; KİM hariç. Çünkü o Fenerbahçe'ye ihanet etmiştir Eczacıbaşı ile işbirliği yaparak sözde profesyonellik başlığı altında. Biz, KİM Fenerbahçe'den Çin'e gidince bile normal karşıladık sayılır; çünkü kendi kararıdır. Kalsaydı elbette mutlu olurduk ama gitmek mutlu edecekse elbette hakkıdır. Ama Eczacı'nın 1 yıllık dolambaçlı oyunu hiç de ahlaki değildir. Öfkemiz işte bu yüzdendir, KİM'in de bu oyuna alet olmasındandır. Konumuz bu değil zaten, Mlli Takım'ın hezimeti. Dememiş miydim Amerika 3-2 yenilmiş ama Eda olmasaydı 3-2 Türkiye yenilebilirdi diye. Başarı istikrar gerektirir, denge gerektirir, gerçek anlamda yetenek gerektirir; şans eseri başarı tökezler eninde sonunda. Burada, bir Fenerbahçe düşmanlığı söz konusudur. Daha düne kadar KİM kompleksinden zırvalayanlar, şimdi KİM fanı oldu. Fenerbahçe öyle bir eziklik yaratır ki insanlarda; onun karşısında olan her şeyi desteklerler, FB ile ilgili her şeyi de küçümserler. Durum bundan ibarettir. Polen karşıtlğının arkasında yatan da budur. Eğer Polen FB'de olmasaydı, bu kadar hedef ha line gelmnezdi. Hem niye Polen karşıtlığı yapıyorsunuz ki? Polen sadece FB'de, Milli Takım'da değil ve kimsenin de önünü kesmedi. Milli takımda kim var pasör çaprazı olarak; Meryem ve Ceren. Ne güzel. Ben de çok severim ikisini de. Keşke Meryem FB'den gitmeseydi derim hep ve Ceren de bir gün FB'ye gelirse ne ala. Ben Polen ile ilgili bir şeyleri dile getirirken, birileriyle kıyaslama mı yapıyorum? Polen; Meryem veya Ceren'den daha iyi mi dedim; sadece Neslihan'dan sonra gördüğüm en iyi pasör çaprazı. Bu da benim şahsi görüşüm ve istatistikler. Polen'i dünyanın hangi takımına koysan koy, oynar ve 10-15 sayıyı istikrarlı bir şekilde üretir. Haa, Neslihan gibi sayı üretebilir mi? Orasını bilemem ama bir kere 30 sayı üreteceğine, takımda üzerine düşen skor ne ise, onu gerçekleştirmesi daha mühim bence. Polen bir top öldüremez, 2 top öldüremez ama sonra hatasını mutlaka telafi eder, tamamen silinmez sahalardan. Bana göre Rahimova'dan eksik bir tarafı yoktur Polen'in. İyi smaçör sadece delice birkaç defa top öldürmek demek değildir. Bunun servisi vardır, defansı vardır, gerçekten Polen iyi top da çıkarmaktadır, bloğu vardır, pası vardır, plasesi vardır, yumuşak da olsa nokta vuruşları vardır, vesaire. Polen zirve bir oyuncu olmayabilir ki zirve oyuncu 50 yılda bir çıkar Neslihan gibi, ama komple bir oyuncudur. Tamam, Guiddetti olduğu için bu takımın antrenörü, baş smaçör olarak Meryem ve Ceren'i seçsin ama Polen yedek olmayı da mı hak etmiyor? Demek ki Guidetti'nin var bir bildiği. Umarım haklı çıkar. Sen Meyem ve Ceren'i aynı kadroda bulunduracağına, her ayakta yedekte Polen'i bulundur, bana göre bir şansımız olur en azından ama eğer Poeln kadroda olursa, diğerlerinin önünü kesme durumu söz konusu olabilir değil mi?

20 Mayıs 2018 Pazar

Sırtımızdan bıçaklandık!


Bu yıl hayatımın yıkımına uğradım bir Fenerli olarak.
Voleybolda markamız olam Kim, Eczacı'ya transfer oldu.
Niye; hani para değildi derdi?
Direkt Eczacı'ya gitmek yerine, Çin'e giderek nankörlüğünü hafifleteceğini sandı ama yemezler. Keşke direkt geçen yıl gitseydin Eczacı'ya da. umutlarımızla bu kadar oynamasaydın. Çünkü biz seni hep bekledik 1 yıl sonra döner diye.
Sorun Eczacı'ya gitmen değil, umutlarımızı ve hayallerimizi yıkman.
Transfer imzası sırasında çekilen fotoğrafta Kim ile Nalan Ural'ın nispet yaparcasına sırıtışları var ya, ömrüm boyunca unutmayacağım. Umarım hayrını görmezsiniz.
Eczacı bana artık Çin Ligi'nden bile uzak. Her zaman karşısında olacağım, her zaman karşısındaki takımı destekleyeceğim.
Artık Kim de bitmiştir benim için, Eczacı da.
Umarım Kim, bu yıl sıfır performansla emekliye ayrılırsın.
Umarım Eczacı, sen de 2 yıl önce tüm zamanların rüya takımını kurarak uğradığın hezimeti dünya döndükçe yaşarsın.
Görmek ve duymak istemiyorum bu iki kelimeyi; Kim ve Eczacı!
Kim, sana son bir sözüm var... Fenerlililerin "Kim, Kim, Kim" tezahuratlarıyla kabuslar görürsün umarım. Hani en çok hoşuna giden şey bu tezahuratlardı?
Daha önce de Naz Aydemir bıçaklamıştı sırtımızdan, bunu da unutmadık!
İçimde kalacağına, dürüst olayım dedim. Herkesten özür dilerim..!
Dağlara taşlara ağlamak istiyorum. Çünkü Kim bizim için sadece bir voleybolcu değildi; ailemizin bir parçası olarak görmüştük onu.
Kazanmak sadece kupa değildir, duruştur; bunu beceremediniz işte Kim ve Eczacı olarak!

Sapıklık nedir; eşcinseller mi sapıktır, heteroseksüeller mi?

Homofobinin arkasından eşcinsellik çıkıyor!


Yaa gına geldi artık eşcinsellere sapık denmesinden. Siz sapıklığın ne olduğunu biliyor musunuz da eşcinsellere sapık damgası vuruyorsunuz? Hiç mi vicdanınız kalmadı, hiç mi insnalığınız kalmadı? Adımız çıkmış sapığa, kurban olsak da gene sapığız.

Bakıyorum internete sapıklık neymiş diye... Zaten sapıklık denilince ülkemizde, cinsel sapıklıklar geliyor direkt olarak, tereddütsüz bir şekilde.

En sık görülen cinsel sapkınlıklar; teşhircilik, fetişizm, fortçuluk, pedofili, mazoşizm, sadizm, röntgencilik , transvestik...miş. Bunlara eşcinsellerde mi rastlanıyor, yoksa heteroseksüellerde mi acaba?

Biz eşcinsellerin sokağa çıkmaları bile başlarına bir şey gelmesine sebep olacağı için, hangi cesaretle cinsel organlarını teşhir edecekler. Ama ben heteroseksüellerde bunu çok görüyorum. Herkesin eli bilmem neresinde hatur-hutur. Adamların elleri, ceplerindeyken bile boş durmuyor ayol!

Eşicnsellerin cinsel aktiflikleri daha çok hangi yönde biliniyor ki de fortçu olsunlar; Eşcinseller fortçu mudur, fortçuluğa mı maruz kalırlar? Eşcinsellere fortçuluk yapan erkek geçinenler de aslında eşcinseldir ama onlar kendilerini heteroseksüel olarak iddia ederler. Eğer eşcinsel değillerse bile, gerçekten heteroseksüel olmalarına rağmen hemcinslerine bile gözü kapalı fortçuluk yapabiliyorlarsa, bu sapıklıktan gerçekten korkulur!

Pedofili mi dediniz? Bu konuya girmek bile istemiyorum. Tanrı aşkına siz eşcinsellerde hiç böyle bir şeye rastladınız mı? Ancak çocukken biz eşcinsellerin maruz kaldığı bir şey olabilir bu. Bu konudaki verileri araştırın, acaba hiç eşcinsel var mı pedofiliye sebep olan?

Sadizm! Şiddet mağduru biz eşcinsellerin sadist olup da hemcinslerini dövüp bundan haz alabileceğine hiç ihtimal bile veren var mı acaba aranızda? Böyle bir sapıklığımız olsaydı, bugüne kadar kendimizi şiddete karşı savunur ve şiddet mağduru olmazdık.

Mazoşizm! Toplumsal cinsiyet paralelinde erkekçilik yapanların, erkeklerin kabalığını hazza dönüştürenler olabilir ama ben şiddet manyağı olan eşcinsel de görmedim hiç. Öyle olsaydı, sürekli şiddete maruz kalan eşcinseller bundan sızlanmak yerine, oh ne güzel diye memnuniyetlerini dile getirirlerdi. Fantezi boyutunda sevişirken sertlik seven eşcinseller olabilir ama dediğim gibi ağzı burnu kırılıncaya kadar şiddete maruz kalan eşcinselleirn zevkten sırıttığına hiç şahit olmadım.

Röntgencilik! Tartışmalı bir konu mu acaba diye düşündüm. Yaa, insan cinselliğe dair şeyleri merak eder özgürce yaşanılmayan toplumlarda ve buna röntgencilik denmesi ne derece doğrudur tartışılır. Eğer herkes cinselliğini özügrce ve tatmin olacak şekilde yaşasaydı, ne porno olurdu, ne de başkalarının yatak odasını merak etme diye bir şey. Biz eşcinseller zaten cinselliklerimizi yaşayan ötekiler olarak, buna ihtiyaç duyduğumuzu zannetmiyorum. Röntgencilik diyince benim aklıma, anahtar deliğinden başkalarını sevişmelerini izlemek gelir. E sevişebileeğim bir durum varsa, niye anahtar deliğine zahmet edeyim ki? İnsan istediği birisiyle tatmin edici seks yaparken yanında birinin olmasından bile rahatsızlık duyuyorken, kalkıp bir de başkalarının seksine mi bakacak? Yani bu, yaşayamayanların eksikliğinden kaynaklanan bir şey olabilir ancak.

Travestilik... Çok tartışmalı bir konu. Evet, eğer bir eşcinsel, cinsel yönelimiyle barışamıyorsa ve karşı cinsin kıyafetleirni giyip bundan zevk alıyorsa, bu homofobinin bir dışa vurumudur. Çünkü kimliğiyle barışamayanlar aksesuarsal olarak pörtletirler bastırılmışlıklarını. Bir nevi bu kılık kıyafetle yaşayamadığı eşcinselliğini tamindir aslında. Çünkü eşcinsel olmayan bir travesti yoktur; ne kadar travestiler bir heteroseksüeliz, sadece karşı cinsin kıyafetini giymekten haz alıyoruz deseler de. İşte burada cinsel yönelimiyle barışamamaktan dolayı doğasından-özünden bir sapmadan söz edebiliriz.

Şöyle bir durum da var. Bazıları birilerini cinsel dürtüleri sebebiyle rahatsız eder, hatta zorlar ilişki konsuunda falan ama biz eşcinseller gerçekten homofobik bir toplumda cinsellik konusunda birilerini zorlayan konumda mıyız, birilerinin zorlamasına maruz kalan mı? Ben bir çok eşcinselin, karşı tarafın cinsel taleplerini reddetmelerinden dolayı şiddete maruz kaldığını biliyorum. Cinsellik talep eden eşcinseller yoktur demiyorum ama bu toplumda, erkek egemen bir toplumda, eşcinseller bu kadar ötekileştirilmişken, bu kadar şiddet ve cinayet kurbanıyken, karşı taraf istemedikten sonra karşı tarafı ne rahatsız edebilirler, ne de karşı tarafa tecavüz edebilirler. Eşcinselleri hayal edin; ne geliyor aklınıza; birileirne tecavüz eden kimlikler mi, yoksa cinselliğe nesne olmuş kimlikler mi?

Arkadaşlar, geleneskesel değerleri arkanıza alarak cinselliğe veya çıplaklığa sapıklık gözüyle bakarsanız, bu tek taraflı bir bakış açısı olur ve çıplaklığı, cinselliği çok doğal olarak görenlerin gözünde sizi cahil konumuna düşürür. Herkesin hayata bakış açısı farklıdır çünkü; kimisi bilimsel bakar, kimisi dogmatik. Doğmatik bakanlara göre bilimselciler sapıktır, bilimselcilere göre de ahlakçılar da cahildir. Bu kadar basit.

Eşcinselliği sapıklık diye tartışanlar kimler; heteroseksüeller. Bu hakkı nereden buluyorlar? Heteroseksüelliğin tek doğru kimlik olduğunu nereden çıkartıyorsunuz? Bu sadece heteroseksist dünyanın homofobisi. Niye eşcinsellik tartışılıyor ve sapıklık olarak gösteriliyor? Heteroseksüelliğin doğruluğunu tartışmak ve heteroseksüelliği sapıklık olarak görmek gibi bir şey bu. Eğer eşcinseller heteroseksüelliği tartışmıyorsa, bu onların da heteroseksüelliği doğru gördüğünden değil, heteroseksist bir dünyada yaşayıp gücümüzün yetmemesinden.

Ayrıca sapıklık olarak gördüğümüz cinsellik ve çıplaklıktan rahatsızlık duyuyorsak, bu kendimizde olan şeyleri gerçekleştiremememizden kaynaklanır. Başkaları bir şey yapıyorsa ve bundan mutlu oluyorsa ben niye rahatsız olayım ayol. Herkesin kendi hayatı ve kimseye zarar vermediği sürece kendini istediği şekilde gerçekleştirebilir. Rahatsız olmamızın sebebi, hayata hangi gözlüklerle bakmamızla alakalı. Eğer bize uymayan bir gözlük takıyorsak, bu kendimizle barışamadığımızı gösterir ve başkalarının özel durumları da gözümüzü, beynimizi rahatsız eder. Yani burada sorun kendimizdedir.

Dünyada duyarlı olmamız gereken o kadar çok konu varken, ayrıca neden cinselliğe ve cinselliğe dair konulara sapıklık gözüyle bakıyoruz ki. Asıl sapıklı savalar değil midir, katliamlar değil midir? Cinsel özgürlük gelse, ne sapıklık kalacak ortada, ne de savaşlar..!

Bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. Muhafazakar eşcinseller dediğimiz bir kesim var. Bunlar geleneksel değerleri savunurlar, geleneksel değerlerle eşcinselliklerini absorbe etmeye çalışırlar. Çünkü eşcinsellikleriyle barışamamışlardır. Bu kişiler, aynı muhafazakarlığın eşcinselliğe anal ilişki gözüyle baktığı gibi bakarlar ve kendilerini pasif anal ilişkiden muhaf tutmaya çalışırlar ve kendilerini aktif oldukları için eşcinsel saymaz, heteroseksüel sayarlar. Eşcinsel oldukları halde eşcinselliklerini kabul etmezler, çünkü eşcinsel ilişki yaşadıkları halde bunu aktifliklerine vererek eşcinsel ilişki saymazlar. Çünkü heteroseksist değerlere terstir layığıyla bir eşcinsellik. Gelgelelim eşcinsel oldukları halde ve eşcinselliğe karşı oldukları halde homofobik olduklarını kabul etmezler. Davranışları homofobiktir ama eşcinselliklerinden dolayı eşcinselliklerinden kaçamadıkları için, kendilerini pek homofobik saymazlar. İnsanın kendisiyle barışamaması işte böyle çelişkili yapıyor. Eşcinselliğine bahaneler uyduruyor "ben erkeğe de olsa aktif olduğum için eşcinsel değilim" gibi, geleneksel değerlerin arkasına sığınarak eşcinselliğinden kurtulmaya çalışırken kimliğini kötülediğinin farkına varamıyor... Travestiler veya pasifler de bunlara erkek diyerek homofobiye çanak tutuyorlar.

Ve sonuç olarak ortaya, homofobinin arkasından eşcinsellik çıkıyor!

Tekrar hatırlatma dip notu:

Aktif oldukları için kendilerini hetero olarak gören eşcinsellerin
ve bunları ve kendilerini hetero olarak gören transvestilerinki
homofobiden başka bir şey değildir.
Biri erkek kılığında eşcinsel, diğeri kadın kılığında eşcinsel oluyor kendilerini ne kadar heteroseksüel olarak tanımlasalar da. Çünkü bedenleri hemcinsel, cinsel eylemleri eşcinsel.

Eşcinsellere sapık diyenler kendileri sapık olmasın!


Gerçekten cahillik çok zor bir şey olsa gerek. Hiç yorulmadı da şu dinci basın eşcinsellere sapık demekten. Yani düşünüyorum da, bir insan cahilce, aslı astarı olmadan, dayanaksız bir şekilde nasıl cinsel yönelimi heteroseksüel olmayanlara yaşam boyu sapık diyebilir ki? Şİmdi ben heteroseksüellere niye sapık diyeyim, karalamak için olsa bile bozuk plak gibi bunu niye durmadan tekrarlayayım? Maaş mı alıyorlar eşcinsellere sapık dedikleri için? Tabi heteroseksizmden nemalanıyorlardır maddi-manevi ayrı mesele ama direkt bir şeilde, hadi eşcinsellere yaşantınız boyunca sapık diyeceksiniz ve şu kadar para vereceğiz diye bir sistem yoktur değil mi? Peki bu adamların derdi ne o zaman? Bilgisizlikten başka ne olabilir ki? Kafaların dogmatik olmasından başka bir açıklaması olabilir mi? Sapıklık nedir gerçekten? Birisiyle zorla cinsel ilişkiye girmek mi, cinsel olarak birilerine asılarak falan bu konuda ısrarcı olmak mıdır, yoksa nedir yani? Hangi anlayışı zorluyor hemcinslerini seven insanlar? Eğer eşcinselliğe sadece cinsel açıdan bakıyorsanız, heteroseksüeller de yaşıyor aynı şeyi. İnsanların duygusal veya fiziksel anlamda kendilerini gerçekleştirmelerini ve dolayısıyla mutlu olmalarını sağlayan ve hiç kimseye zararı olmayan bir eyleme sapıklık demek akıl karı olamaz. Neymiş Lut Kavmi imiş, neymş ayıpmış, neymiş günahmiş, neymiş ahlaksızlıkmış... Herkes kendi işine baksın. Yani nereye varacaklar ki böyle diyerek? Eşcinselliği mi yokedecekler, eşcinselleri mi? Orası biraz sıkar. Herkes haddini bilecek. Ancak korkaklara yeter homofobiklerin güç yeterliliği. Hee sapığız biz eşcinseller, ne yapacaksınız!!! O zaman önce ailenizde, çevrenizde kaç sapıkla birlikte yağıyorsunuz, onun hesabını yapın. Milyonlarca eşcinsel var bu ülkede gizli yaşayan; tıpkı eşcinsllere sapık diyen bastırılmış eşcinseller gibi. Yaa biz neler gördük yaa, sapıkmış! Eşcinsellere sapık diyenler kendileri sapık olmasın!