27 Temmuz 2017 Perşembe

Nükhet Duru'nun hayatı!


YouTube'da popüler şarkıcıların hayatlarının anlatıldığı kısa videolarla karşılaştım. İşin magazin yönü de gözönünde bulundurularak önemli satırbaşlarıyla anlatılmış hayatlar ve en önemli noktalarına vurgu yapılmış. Ben de bir Nükhet Duru sever olarak kendimce anlatmak istedim onu. Gerçi çok anlattım onu bugüne kadar ama o, her yaşımda farklı şekilleniyor beynimde.

Ben Nükhet Duru nerede doğmuş, başından neler geçmiş diye özel hayatına girmeyeceğim. Çünkü onun hayatı daha edepli ve edebi şekilde kişiselleştirilmeden şarkılarında mevcut zaten. O, müziğin felsefesi gibi bir şey benim için.

Her tarzda müziğin erbabı şarkıcılar var bu ülkede ama onu, hayatı şarkısal bir şekilde yorumlama konusunda apayrı bir yere koymak lazım. O evrensel bir kişi yorumcu olarak. Çünkü düz bir şarkıcı değil ve dolayısıyla anlaşılması da, çetrefilli lafa gerek yok, kısaca kolay değil.

Onun müziği; tüketilmez bir macera gibi, dinledikçe insanının müziğe olan algısını daha da derinleştiren bir deneyselliğe sahip. Bu müzikal çaba insani bir kurgu mu, evrensel bir senaryo mu tartışılır. Kendimden örnek vereyim, diğer müzik eleştirmenlerinde de bunu çok gördüm, "aman bunu da mı yapmış" denilen şeyleri bile zamanla bir eser niteliği taşıdığı anlaşılıyor. Nükhet Duru'nun içine sinen bir şey, Nükhet Duru'nun lügatında yer almayı hak eden bir şeydir.

Bir kere Nükhet Duru yorumu gerçeği var. Eğer bir şarkı onun tarafından yorumlandıysa, yeniden yazılmış gibi bir şey demektir. Çünkü o şarkıları söylerken-yorumlarken işin içine duygularını samimi bir şekilde katarak yeniden yazar şarkıları, yeniden besteler, yeniden sözcükleri anlamlı kılar. Tabi anlayabilene...

Anlamak lazım Nükhet Duru'yu sevmek için, tekrar tekrar dinlemek lazım. Ama kolay melodi ve sözlerin beyinlerimizi yıkadığı bir kültürde, Nükhet Duru'nun evrensel yorumu bize yabancı, anlaşılmaz ve zor gelecektir. Zaten kendisi de belirtmiştir bunu. Öldükten sonra arkasıdan söylenmesini istediği kelime, "anlaşılamadı"dır.

Evet anlayamadık biz onu. Çünkü biz Batı'nın evrensel kültürüne uzaktık. Nükhet Duru'nun operamsı soprano sesi ve yorumunun bizim sanat anlayışımızda pek yeri yoktu. Bu ülkede bir sanatçının sevilmesi, baştacı edilmesi, süperstar veya diva ilan edilmesi için biraz orient, biraz görsel, biraz bir şeyler olması gerekir çok da tanımlayamadığım. Yani özgün falan olamazsın. Olursan anlaşılmazsın işte.

Oysa Nükhet Duru işte tam da bu noktadan yola çıkmıştır. O kimsenin yapmadığını yapmak istemiştir. Önüne konulanları reddetmiş ve söylemek istediği tarzın peşine düşmüştür. Hatta bu yüzden ilk plak şirketinden kovulmuştur.

İlk 45'liğinde bile AlaturkaCaz ve FolkCaz söylemiştir sahnelerdeki deneyselliğinin paralelinde. İlk büyük çıkışını da aranjman ile değil özgün bir beste olan "Beni Benimle Bırak" ile yapmıştır. Müziğimizin altın yılları Nükhet Duru'nun ilk beş albümüne tekabül eder. Pop değildir söylediği. Belki PopKlasik diyebilir miyiz? Kendisi NeoKlasik diyor.

Kıyaslanamaz kimseyle Nükhet Duru ve yaptıkları. Ülkemizin önde giden seslerine bakın; hepsinin bir tarzı vardır ve aynı çizgide giderek star olmuşlardır ama onun derdi starlık olmadığı için deneyselliği seçmiştir.

Kim ilk beş albümünden sonra zirvedeyken alaturkada bir deneysellik yapmak ister..? Bunun için Folk müziğimizi modernleştirmek ister, "tınılarımız"ı kimsenin anlayamayacak olmasına rağmen senfonikleştirmek-klasikleştirmek ister?

Onun anlaşılmaz oluşunun sebeplerinden biri de Anadolu'nun fadocusu olmasıdır belkide."Endülüste Raks"ı kim onun kadar deneyselleştirmiştir, kim Münir Nurettin'i onun kadar samimi bir şekilde ifade etmiştir? Timur Selçuk, Nükhet Duru'dan başka müziğine kapılarını açmış mıdır? Herkesin hayranı olduğu Sezen Aksu değil midir onun fanı olan?

Daha önce Nükhet Duru ile ilgili söylediklerimi çok da tekrar etmek istemiyorum aslında. Tiyatro nasıl hayatı yorumlamaksa, Nükhet Duru da şarkılarla hayatı en usta, en mükemmel şekilde yorumlamaktadır.

Nükhet Duru bir ses sanatçısıdır ama "müzikal" bir ses sanatçısıdır. Zaten gerçek anlamda da bir müzikal sanatçısıdır. Bu ülkede onun kadar müzikal yapan başka bir sanatçı yoktur ve yıl 2017 olmuş hala yollardadır artık kendini anlattığı kabaresiyle.

Nükhet Duru sadece bir ses sanatçısı olsaydı, şimdiye kadar köşesine çekileblirdi. O sanatçılığına müziği araç edinmiştir. Kendisinin de dediği gibi şarkı söylemeseydi, sanatçı ruhunu başka bir şekilde ifade ederdi mutlaka.

Nükhet Duru bir nicelik değil, niteliktir. Başkalarının çalışmalarında yer almalarını bir tarafa koyarsak, 44 albüm ve single çalışması mevcuttur ve bunlar laf olsun diye yapılmış işler değildir. Her birinde duygu vardır, hayat vardır, mesaj vardır hayata dair...

Diğerleri gibi sadece aşkı anlatmamıştır şarkılarında; hayata dair ne varsa her şeyi anlatmaya çalışmıştır... İçine sinmediği hiçbir şey yapmamıştır Nükhet Duru biraz önce dediğim gibi. Biz beğenmişizdir, beğenmemişzdir ayrı mesela ama Nükhet Duru'nun kötü hiçbir işi yoktur; her zaman dediğim gibi anlaşılamayan işi vardır sadece .

O, müziğe başladığı ilk günden beri dur durak bilmeden müziği inatla anlatmaya çalışan tek sanatçısıdır bu ülkenin çok anlaşılamamasına ve hala inatla anlaşılmayacak olmasına rağmen..! Çünkü müziğimizi ellerinde bulunduranların müziğimizi evrenselleştirmeye niyetleri yok... İnanıyorum ki müziğe bıraktığı miras, ulusal piyasada anlaşıldıktan bizde de anlaşılacaktır... Ben sana ölümüne vurgunum Nükhet Duru!

25 Temmuz 2017 Salı

"Değerlerimiz"i eşcinsellikle değersizleştiremeyiz!


Harun Kolçak'ın öldüüğü günün ertesinde yazmıştım benzer bir yazı. Ünlülerin eşcinselliğinin ima edilmesinin arkasında bir art niyet aranmamalı ama eşcinsellik, homofobik ve erkek egemen dünyada kötü olarak algılandığı için, heteroseksüele eşcinsel demek kadar eşcinsele eşcinel demek bile kabul edilemiyor. Sadece eşcinselin yakınları değil, eşcinselin kendisi bile açık eşcinsel olmaya ceasret edemiyor içselleştirilmiş homofobisindne dolayı. Cengiz Semercioğlu da şikayet etmiş köşesinde ünlülerin arkasından gerçekler neden dile getirilemiyor diye ama o Harun Kolçak'ın uyuşturucu ile ilgili sorununa dikkat çekmiş sadece. Eşcinsellik hayatın bir gerçeği önüne geçilemeyecek olan ve geçmeye çalışmanın akıl ve mantık dışı olduğu. Hal böyleyken, hayatın gerçekleriyle yüzleşerek dürüst yaşamaın huzur getireceğini bilinerek neden insanlar üstlerinde nefrete dayalı bir baskı oluşturmasına zemin hazırlarlar ki? Bu aslında sadece eşcinselliğe yapılmış bir baskı değildirve tüm eşcinsellere zarar vermektedir. Sanatçı duyarlılığının geniş çaplı bir barışı destekleyecek nitelikte cesur olması gerekmez mi? Aslında en hümanisti, en dürüstü, en sosyalisti, en demokratiği, en liberali, en özgürlükçüsü bile, iş eşcinsellik olunca o kadar cesur olamıyor ne yazık ki. Aslında açık eşcinsel olunca adam yemiyorlar ve kendi suyuna göre de değirmenini-çarkını döndürebiliyorsun, aç kalmıyorsun, çevren de bir süre sonra gerçekleri kabul etmek zorunda kalıyor zaten. Bu ülke Zeki Müren'i paşa yapmış, isimsiz bizler mi açık kimliğimizle yaşayamayacağız ayol? Günümüz sanatçıları gizlenerek neyi muhafaza ediyorlar anlayamıyorum. Hayran veya paradan mı ibarettir hayat? Bir eşcinselin başına gelebilecek homofobiyi önlemek daha değerli kılmaz mı sanatçıyı? Ben eşcinsel değilim, eşcinsel olsam söylerim, diyen sanatçılar aslında homofobiyi-eşcinsel karşıtlığını pekiştiriyorlar. Bunun farkında değiller mi ki gizli eşcinsel sanatçılar? Farkındalar da duyarlılıkları işte o kadar sanırsam. Üzülerek söylüyorum ki samimiyetsizler bir de. Uzaktan seviyoruz-meviyoruz bu sanatçıları ama bir arada olsak, hayata bakış açımıza tesrs düşecekleri için hiçbir değerleri kalmayabilir gözümüzde. Lafı fazla uzatmayıp konuyu bağlamak gerekitse, Gülten Kaya, Harun Kolçak'ın ardından sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunmuş ‘Sevgili kumam, canım Harun Kolçak’ diyerek. Harun Kolçak'ın ardından her şeyi konuşabiliriz ama eşcinselliği asla. Ahmet Kaya'ya en ağır lafları edebiliriz ama eşcinselliği konuşamayız. Çünkü onlar heteroseksist dünyanın sanatçılarıdır ve eşcinsellik kelimesinin ucu heterosekssit dünyaya dokunur. Eşcinsellik hastalıktır, sapıklıktır, günahtır, DEĞERSİZ olduğu için de değerlerimizle yan yana koyamayız! Ben bir eşcinselim ve toplumun gözünde bir değerim olamaz! Neye göre..? Dine göre mi, ahlakçılığa göre mi, erkekliğe göre mi..? Ayrımcı değil mi peki bu unsurlar? İnsan haklarını, demokrasiyi ihmal etmiyor mu bu değer dediğimiz unsurlar? Oysa karşı cinsi sevmenin kendi cinsini sevmekten ne üstünlüğü olabilir konu sevmekse? Bakış açın cahilceyse ve belden aşağıysa, zaten ne söylenebilir ki? Bilinmezliklere bilimden daha çok değer veriyorsanız bir şey söylenebilir mi? Erkek egemenliğine, heteroseksizme inanç en üst seviyedense, bir şey söylemek haddimize mi? Ama bir gerçek varki, internet çağında özgürlükçülere baskı daha bir tepki yaratıyor. Muhafazakarlaşan toplumlarda insanlar daha da susturulmazlar mı? diye düşünebilirsiniz. Hayır susturulamazlar. Çünkü dünyadan bihaber yaşamıyoruz artık. Umudumuz, özgüvenimiz evrensel özgürlükten cesaret alıyor. Yalnız olmadığımızı, bizim gibi özgürlükçülerin olduğundan şüphemiz yok artık. Çünkü ülkeler arası sınırlar olsa da, düşünceler arası sınırlar yok artık günümüzde. Globalleşen dünyada beyinler de küresel artık!
Not: Konumuz şu veya bu ismin eşcinsel olup olmaması meselesi değildir. Kimse olayı kişiselleştirip basitleştirmesin lütfen.

23 Temmuz 2017 Pazar

Trans-vestizm doğal değil, heteroseksistsel bir tercih meselesidir


Eğer insanların içlerinden geldiği gibi doğal yaşamalarının önünde homofobi gibi engel olmasaydı, hiç kimsenin aklından heteroseksüellliği taklit etmek geçmezdi eşcinseller olarak. Bir kere homofobi olmasaydı, kimse özgüvensiz eşcinsellerin oluşturacağı trans-vesti kesimine tuhaf oldukları için hiç kimse dönüp bakmazdı bile... Çünkü doğal bir ortamda heteroseksüel heteroseksüelle beraber olur, eşcinsel de eşcinslle bearber olur ve transvestiler de ortada kalacağı için, kimse trans-vestiliğe heves etmezdi. Çünkü doğal bir ortamda transvestilik prim yapmazdı. Evet transvestilik prim sağladığı için transvesti oluyor bazı eşcinseller. 1. Dışarıda kalmamak adına heteroseksizme dahil olmak için toplumsal cinsiyet menşeili travestiliği tercih ediyorlar, 2. Seks işçiliği için travesti oluyor bilinçsiz eşcinseller. Çünkü biliyorlar ki homofobik dünyada transvestilik daha az çıban başı ve çünkü biliyorlar ki homofobik ve heteroseksist bir dünyada erkek erkeğe temas kurmak çok cesaret isteyen bir iş. Transvestiler zannetmesin ki kendileriyle beraber olan karşı cinsler heteroseksüel. Hayır, özgüvensiz, eşcinselliğiyle barışamamış kişiler transvestilerle beraber olan kişiler. Masal anlatmayın bana bu yaştan ve tecrübeden sonra. Nelerini gördük biz. Neymiş, kendini bildi bileli doğduğu bedene ait hissetmiyormuş da kendini, bedenini ruhuna uydurmak zorundaymış da... Neden hiç ihtimal vermiyorsun ruhunun doğduğu bedeninin de kendi bedeni olabileceğini? İlla ki toplumsal cinsiyete mi uydurmak zorundasın kendini? Ayol sadece bedeninizi değil, davranışlarınzı, rollerinizi de cinsiyetleştiriyorsunuz be; oradan belli transvestiliğin bir korkaklık olduğu. Biz de erkek bedeninde kadın doğduk, biz niye şikayetçi değiliz? Siz sizsiniz, biz biziz diyebilirsiniz. Biz de öyle diyoruz zaten... Bedeniyle barışabilmiş erkek bedeninde doğmuş kadınlar veya kadın bedeninde doğmuş erkekler de vardır ve bunu bedeniyle barışamamış olanlardan ayrı bir kategoriye sokamazsınız heteroseksistçe. Hepimiz aynıyız. Bizi anlamıyorsunuz gibi saçma sapan farklılık yaratmayın. Siz bedeninizle barışamadığnız için anlaşılamadığınızı zannediyorsunuz sadece. Tamam, trans erkek veya trans kadınsınız ama pipili kadınlar ve vajinalı erkeklersiniz. Sizin probleminiz heteroseksist ve homofobik olmanızdan. Penisli bir kadın, yapay vajinalı bir kadından, vajinalı bir erkek de takma penisli bir kadından her zaman kıyaslanamayacak derecede daha iyidir. Evet ben de sizin gibi düşünüyorum... Bu bir beden meselesi değil, ruh meselesi ama bedeniyle barışamayıp bedenine kafayı takan siz trans tabirlilersiniz. Düşünün ki homofobinin olmadığı, eşcinselliğin normal karşılandığı bir dünyada geldiniz. Herkes eşcinselliğyle barışık olduğu için kimse transvestiliğin ne olduğunu bilmiyor, hiç kimse transvesti beklentisi içinde değil, böyle bir talep de talep yok... Gene de transvesti olur muydunuz? Transvetsizm bana göre, heteroseksist dünyanın homofobisinden dolayı dışlanmamak için farklı kimlikleirn çoğunluğa dahil olma çabasından başka hiçbir şey değildir. Hiç düşünmüyor musunuz eşcinsellerin idam edildiği şeriat ülkelerinde transvestizme göz yumuluyor? İnsanlara sıfır değer veren bu toplumların mı çok sağlıklı düşündüğünü sanıyorsunuz? Gelecekte transvestizm diye bir şey olmayacak, sakallı kadınlar dolaşacak sokaklarda, penisli kadınlar dolaşacak, hatta kadınlık veya erkeklik diye bir şey kalmayacak. Tabi bunlar sosyolojik evrimsel bir süreç gerektiriyor. Sadece içinde yaşadığığımız cinsiyetçi sürece tekabül eden akıllar ise anlayamayacak tabiki dediklerimi. Çünkü insanlar şu anda toplumsal cinisyet evresini yaşıyorlar ve eşcinsellerin de ona uymaya çalışarak varolması kaçınılmaz olabiliyor.
İnsanlar iki de bir bana referansın ne, kaynağın ne, dayanağın ne falan diyip duruyorlar. Ayol düşünen bir yaratıksan kendin de kaynak olabilirsin yaşadığın süreci iyi gözlemleyerek. Araştırmacı insanlar anasının karnında mı uzman olup da çıkıyorlar? Heteroseksistiklerin dayatmasına körü körüne inancağınıza biraz kendiniz olun ayol! Dediklerim saçma geliyorsa da okumayın ve bildiğiniz yolda cinsiyetçi bir şekilde ilerleyin.

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Transseksüeller, bedeniyle barışık insanların olabileceğine inanamayacak derecede hastalar

Mutlu ve huzurluyum; çünkü bedenimle, doğamla barışığım!

Transseksüeller o kadar ileri derecede hastalar ki, cinsel kimlik babında bedenleriyle barışık insanların olabileceğini akıl bile edemiyorlar. Bunun adına homofobi deniyor literatürde. Keleğin biri demiş ki bana, transfobikler gizli translardır. Zavallım! Bir kelimeme, bir cümleme bakarak fotoğrafı tamamlayıvermiş hemen. Ayol benim nerem gizli? Ben her zaman bedeniyle barışık, doğasını olduğu gibi seven bir "kadın" olduğumu dile getiriyorum zaten. Hatta erkek veya kadın olmanın önemli olmadığını, olmaması gerektiğini, buna vurgu yapılmasının cinsiyetçiliği pekiştirdiğini dile getiriyorum. Ben seviyor muyum, seviyorum. Kimi, hangi bedenimde sevdiğimin ne önemi olabilir ki? Eğer önemsiyorsam toplumsal cinsiyete uygun bir şekilciliği, o zaman bedeniyle barışamamışım demektir. Doğa beni penisli, kısaca erkek bedeninde bir kadın yaratmış. Bundan kurtulmaya çalışmak hem anlamsız, hem yersiz, hem saçma, hem de imkansız bir şey. Hadi penisimi kestirdim diyelim. Ne olacak; yarım bir insan! Saygı duyuyorum sizin yarım insan olma arzunuza ama bana göre hastalıklı bir durum. Destekliyor muyum hastalığınızı; kişisel bazda destekliyorum psikolojiniz o şekilde kendini iyi hissedeceği için. Ama hastalıklı bir durum, kandırmaca bir durum... Transseksüelliğin kimseye faydası yoktur, olamaz. Penisi kopartılmış bir oyuk asla vajina olamaz, salam gibi işlevsiz bir penis de asla penis olamaz. Bunu göremeyecek kadar kör olmanın hasta olmaktan başka bir adı olabilir mi? Bu konuya değinmeyeceğim diyorum ama konuyla ilgili haberler üzerinden bile beni hedef gösteriyor zavallımlar.

Habere gelirsek... Bedeniyle barışık olmayan biyolojik bir kadın kendini erkek sınıfına soktuğu için, orjinal bir kadını kandırıp plastik penisle 2 yıl boyunca duygularını istismar etmiş. Şimdi burada bütün trans erkekler, trans erkek konumundaki kişinin yanında yer alacaktır. Neden? "Çünkü o da bir insandır ve lezbiyen olmayan kadınlar onu kabul etmeyeceği için böyle bir yola başvurması mübahtır" diye düşüneceklerdir. Yok öyle bir saçmalık; yani biyolojik olarak kadın olmayan bir kadını, lezbiyenler dışındakiler kabul etmeyecek diye destekleyemeyiz. Bedeniyle barışamıyorsa da dürüst olmalıdır bir insan yalnız kalma pahasına. Bunu da göze alamıyor tabi kendilerini trans olarak tanımlayanlar. Mesela onlar-translar, erkek veya kadındırlar ve normal erkek ve kadınlar onları tercih edebilirler diye kendilerini o kadar inandırmışlar ki... Yok böyle sahtekarlığa izin verebilecek sağlıklı bir dünya. Bu da kulağınıza küpe olsun. Ne demek ya bir insanın bir insanı, ben orjinal bir kadınım diye istismar etmesi? Kendinize gelin bir ya. Sizleri ancak sizin gibi insanlar kabul edebilir cinsel veya duygusal dünyada. Trans erkek veya kadınlarla beraber olanlar eşcinsel diye tabir edilen kişilerdir. Onlar da homofobilerinden dolayı açık olamayan gizli lezbiyen ve gay eşcinsellerdir. Şimdi geri zekalı biri de çıkıp beni kelime hatasıyla vurmaya çalışabilir gay ile eşcinsel aynı değil mi diyerek. Evet ne diyorduk... Evet bir insanın duygularıyla oynanması, cezai yaptırım olarak karşılıksız kalamaz, kalmamalıdır. Haberdeki olayda da zaten istismarda bulunan kişiye 8 yıl hapis cezası verilmiş.

Bu vesileyle daha önce değindiğim bir konuyu daha hatırlatayım. Eşcinsellikle ilgili; eşcinsel, transseksüel gibi kategoriler, toplumsal cinsiyet odaklı bir ötekileştirmedir eşcinsellerin de tuzağa düştüğü. Hepsi aynı kapıya çıkıyor bu kimliklerin. Doğa erkek va kadın dışında eşcinselliği yaratmış bir de. Bedeniyle barışanlar eşcinsel diye tanımlıyorlar kendilerini, barışamayan homofobikler de transseksüel diye. Dikkat ederseniz, transseksüel tabirlilerde homofobi en üst boyuttadır. Ortamını buluverirlerse, seni "hasta, sapık ve günhakar" diye linç ediverirler oracıkta. Oysa aynaya bir baksalar eşcisnelliklerini görecekler, bu nefretin kendilerine olduğunu görecekler. Bedenlerinden kurtulma çabası da bunun göstergesi zaten. Kısaca tavsiyem ise... Doğa sizi erkek bedeninde kadın, kadın bedeninde erkek mi yaratmış; siz de o şekilde yaşayın. O şekilde yaşanması en sağlıklısı zaten. Biliyorum trans boyutunda hasta olanlar bunu kabul edemiyor ama hayatta doğduğu bedende mutlu insanlar da var. Doğada erkekler, kadınlar ve eşcinseller var. Birinci, ikinci veya üçüncü cins diye de hiyerarşik değil; doğanın kendini vareden zincirleme bir yapısı bu. Yani eşcinsellik yanlış diye bir şey yok. Transseksüellik diye bir şey de yok; bedeniyle barışamayanların kendilerini heteroseksüelleştirm çabası çok tuhaf.

Heteroseksüel bir erkek neden eşcinsel ilişki dener?


Mideniz kaldırmıyorsa kendinizi zorlamanıza gerek yok. İçselleştirmelere yatkınlık hayatın gerçeklerine karşı zorluk çıkartabilir. Sadece şunu yapabilirsiniz; kendinize beklediğiniz saygıyı başkalarına göstermeniz.

Bugün kendini heteroseksüel olarak tanımlayan biriyle beraber olmayı denedik. En ileri noktalara kadar yola çıktı ama sonrasında yapamayacağını söyledi.

İnsanın aklına heteroseksüel bir erkek neden eşcinsel ilişki dener sorusu geliyor... Gizli bir eşcinsel mi, duygusal veya fizksel bir boşluktan tatmin ihtiyacı mı, heteroseksist dünyada aslolan cinsel yönelim eşcinsellik de zemin müsait olunca ayak kayıveriyor mu bazen?

Ama kibar biriydi... İlişkiyi nihayetlendiremediği için özür diledi. Aslında ilişki nihayetlenebilirdi ama ben toplumsal cinsiyete uygun ilişkinin sınırlarını zorladım. Yani erkekliğini tedirgin ettim diyebiliriz biraz. Ben erkekleşmeye başladım, asıldım ona. Ben erkeksem, bu ne veya daha erkek gibi bir durum ortaya çıkınca, beyinlerdeki yerleşik eşcinsellik tepe taklak oldu sanırım.

Evet eşcinselliğin toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız, kuralsız erkek erkeğe sevişmek olduğunun anlatılması, öğretilmesi gerekiyor dünyaya...

Sonra aklıma, bir eşcinsel toplantısında bir eşcinselin cinsel yönelimini tanımlarken pasifim demesi aklıma geldi, aktif olanların eşcinselliklerini kabul etmemesi geldi, transseksüellerin homofobiklikleri geldi...

Eşcinseller bile bu kadar homofobikken ve toplumsal cinsiyet normlarına uygun bir cinsel kimlik kategorizasyonu oluşturmuşken, hangi sebeple olursa olsun, bugüne kadar kendini heteroseksüel sınıfına sokan ve ilk kez böyle bir şey deneyen bir kişinin çabasını takdir etmek gerekiyor bence. En çok da nezaketini...

Evet farklılıklara saygı duymak şart anlayamasak da, kabul edemesek de...

Bu denemeden sonra arkadaşlığımız biter mi bilmiyorum. Ama ben bir şey yapmadım ki... Eşcinsel olduğumu öğrendikten sonra o denemek istedi. Üstüne üstlük beraber olacağımız her randevu saatine bir engel çıktı günlerce ama araya sıkıştırmak istedi o. Denedik, bu kadar oldu ama şimdilik diye düşünüyorum ben. Devamının gelme ihtimali olasılık dahilinde!