19 Ocak 2018 Cuma

Yasaklasanız da, erkek erkeğe sevişmeye devam edeceğiz; var mı itirazınız!!!?


Eşcinselliğe ahlaksızlık diyorsunuz ama çocuklarınız ve kocalarınız da eşcinsel olabilir ayol! Eşcinsellik dediğimiz şeyin sadece feminen erkeklikten mi ibaret olduğunu zannediyorsunuz? Onlarla yatanlar ne oluyor peki? Açık eşcinsellere lanet kusacağınıza, önce burnunuzun dibindeki ikiyüzlülüğe bakın bir!

Haa siz; erkek olsun, isterse sinek kadar olsun ve göz görmeyince gönül katlanır diyenlerdenseniz, o seviyeye inmeye bile gerek yok o zaman. Duyarsızlığınızda ve ikiyüzlülüğünüzde ve mutsuzluğunuzda boğulun. Dürüst olarak yaranamadık gitti biz eşcinseller cahillere.

Ayol canlı varsa, eşcinsellik de kaçınılmaz bir gerçek doğada. Sen ister anlamazlıktan gel, ister sırtını dön gerçeklere, istersen lanet kus ama bu dünyada heteroseksüellik kadar eşcinsellik gerçeği de var.

Kim ki eşcinselliği sapıklık, ahlaksızlık veya hastalık olarak görüyorsa, kendini cahil ve zavallı konumuna düşürüyor demektir. Bunu göremeyecek kadarda mı cahilsiniz Tanrı aşkına? Cahil olabiliriz ama ahlaklıyız diyorsanız da, ahlakınızda boğulun emi!

Bakınız, eşcinsel hakları insan haklarıdır ve toplumsal, kültürel, manevi vesaire değerlerden üstündür; eşcinsellik bir insanın doğuştan getirdiği cinsel yönelim özelliği olduğu için. Sen istediğin kadar eşcinsellik özenilerek oluyor diye kendine güldürmeye devam et! Zavallım benim! Milyonlarca eşcinsel insan, heteroseksist bir dünyada, nefret edilmek için mi özenecek eşcinseliğe?

Siz ki eşcinselliğe yıllardır düşmasınız ama eşcinsellik denen şey, sizlerin eşcinselliğe adını koymadan önce, canlı tarihinden beri var. BİTİRİREMEDİNİZ GİTTİ ŞU LANET OLASI ŞEYİ-EŞCİNSELLİĞİ! diyeceğim ama, bitiremediniz gitti doğaya olan şu içinizdeki nefreti!

İnsan ürüyorsa, eşcinsel çocuklar da olacaktır. Hani sözde korkuyorsunuz ya eşcinsellik insan neslini tüketecek diye, eşcinsellik bir gün biterse, zaten insanlar da üreyemiyor artık demektir! Vızzzt!

Neymiş, eşcinsellerin toplantı yapmasına izin vermeyeceklermiş, yürüyüş yapmalarına izin vermeyeceklerimiş; ayol biz erkek erkeğe, kadın kadına sevişmeye devam edeceğiz, öldürseniz de, sürgüne gönderseniz de. Ayrıca biz gideceğimize, siz gidin ve kendinize başka galaksilerde daha ahlaklı bir gezegen oluşturun.

Bu dünya heteroseksüeller kadar eşcinsellerin de. Yasalarınız da sizin olsun, ahlakınız da ama bizi bize bırakın artık!

18 Ocak 2018 Perşembe

İnsanın özü doğasıdır ve kimsenin buna karşı gelmeye gücü yetmez eğer kendinizle barışık olursanız!


İTİNAYLA BEREMİ ÇIKARIYORUM KELİM GÖZÜKSÜN DİYE, İNATLA PROFİLDEN RESİM ÇEKTİRİYORUM SİVRİ BURNUM GÖZÜKSÜN DİYE; TIPKI EŞCİNSELLİĞİMİ ASLA SAKLAMAMK GİBİ! ÇÜNKÜ HER VAROLUŞ DOĞANIN BİR ÖZELİ, BİR RENGİ AHENGİ SAĞLAYAN... YEŞİL İLE KIRMIZI'NIN UYUMU GİBİ EŞCİNSELLİKLE HETEROSEKSÜELLİK!

Şekilci olan değil, doğal olan güzeldir. Şekilci anlayışa göre çirkin olan ve kaçtığım taraflarımı zamanla daha çok sevdim. İnsanın kendini görmesi, bilmesi çok güzel. Adına narsistlik dense de; kendinden nefret etmektense, kendini sevmek kadar güzel olan bir şey olamaz hayatta. Benim kendim ile barışık olmam hayatıma olumsuz etki etmiyor ki, daha bir özgüvenli olmamı sağlıyor. Toplumsal sıradışılık=doğal sıradanlık benim için!

Gerçekten önce kendimizle olan meseleleri halletmemiz gerekiyor; hayata gülen gözlerle ve sevgiyle bakabilmek, arkamızda durabilmek, gerektiğinde kendimiz için mücadele edebilmek, hayatın dikenli yollarında mümkün mertebede iyi bir şekilde yaşayabilmek için. İnsan net olursa, hayat daha kolay kabul ediyor onu. Çünkü insanın özü doğasıdır ve buna karşı gelmeye kimsenin gücü yetmez eğer kendimizle barışık olursak, kendimizi seversek!

17 Ocak 2018 Çarşamba

Benim Batı yüzüm kültür meselesi değil, yapı meselesidir


Bakan Kurtulmuş, “Tanzimat elitleri, Meşrutiyet elitleri, Cumhuriyet elitleri kültür-sanat alanını milletten kaçırdılar, milleti dönüştürmenin bir aracı olarak kullandılar. Çaykovski vesaire dinletirsek millet adam oluruz zannedildi. Bizim Anadolu türküleri, ezgileri, Türk sanat musikisi, Münir Nurettin’ler, Safiye Ayla’lar çalınmadı, icra edilmedi. Ama şöyle bir şey yok: Biz devlet olarak bir karar alacağız ve insanların kültür-sanat alanındaki birikimlerini hemen bir kararnameyle, bir yasayla, bilmem genelgeyle değiştireceğiz, şunu yapın-bunu yapın diyeceğiz ve millet böyle düşünmeye başlayacak. Bu bir seferberlik ruhuyla olacak olan bir şey, iki asrın yanlışlıklarını düzeltmemiz gerekiyor” demiş.

Kaçırmışım. Ertuğrul Özkök köşesinde bahsedince haberim oldu. Ertuğrul Özkök'ü de düşüncelerini, hayata bakış açısını, duruşunu, sanata yoğun ilgisini falan sevmeme rağmen, Kerimcan Durmaz'dan bahsettiği için okudum. Hiç de ayıp değil eşcinsel gündemi magazin boyutundan takip etmek, belki de eşcinsellerimizle kontakt kurabilmenin birinci yolu şu aşamada. Çünkü eşcinsellerimiz akademik veya sosyalist boyutta değiller ne yazık ki...
Kerimcan ile ilgili düşüncelerimi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Serbest dünyada kimin nasıl varolduğu veya varaolacağına düşüncesizce saldırmak, olaya sağlıklı bir eleştirel yaklaşım değil, hazımsızlıktır. Çevrene, kendine bir bakacaksın ki, ondan sonra bireyleri eleştireceksin. Kerimcan olsa olsa heteroseksist bir dünyada yaşayan eşcinsel kitlenin uzantısı olabilir. Kerimcan'ı beğenmeyen Türkiye eşcinselliği, aslında kendini beğenmiyor demektir. Ben Kerimcan'ı beğeniyor muyum? Böyle bir soruyu saçma sapan buluyorum. Benim bir bakış açım var ve eşcinselliğe bakış açımı kişiler üzerinden açıklamam, olayı sığlaştırır. Kerimcan'a gelinceye kadar, siyasilerin ikiyüzlülüğünü falan eleştirebilirim bu konuda ancak, samimiyetsizliğini, eşcinsellik üzerinden nasıl prim yapmaya çalıştıklarını falan, eşcinselliği kötü emellerine nasıl alet etttiklerini, homofobik kesimler veya zihniyetler veya unsurların sanki eşcinsel dostu olacaklarmış gibi gösterilmeye çalışılması falan...

Her neyse asıl konumuza, bahsetmek istediğim konuya gelecek olursak, yani yazının en başındaki paragrafa, Kültür Bakanı imiş bilmiyordum, Numan Kurtulmuş'un sözlerine...
Şimdi bir Külür Bakanı düşünün ki, başka kültürleri, yani klasik müzik kültürünü falan, batı kültürünü küçümsüyor dersek sözlerini saptırmış mı olurum, çünkü Cumhuriyet dönemi elitleri için "Çaykovkovsi dinlersek adam oluruz zannedildi" falan diyor, yani "kendi kültürümüz varken başka kültürlere ne gerek var, sonuçta bir işe yaramadı, kültür sanattan milleti kaçırdılar" demek istiyor, diyor.
Neden hayata, dünyaya sadece kendi penceremizden bakıyoruz..?
Neden sadece bizim kültürümüz çok doğru veya çok güzel olsun?
Etnik kültürü evrensel kültüre dönüştürsek; daha renkli, daha zevkli, dahadaha doyurucu, daha harman, daha ekletktik, daha barışsal olmaz mı?
İnsanın neyi sevdiği veya seveceği kültürel bir mesele midir, yapı meselesi midir?
Tabi onlara göre Müslüman Türk Kültür'nde arya dinlemek bir özentililiktir. Tıpkı eşcinselliğin özenilerek olduğunu zannettikleri gibi.
Bakınız doğa, yapı diye bir gerçek var. Sen nasıl hayata dar pencereden bakıyorsan, sadece kendi değerlerinin doğru ve gerçek olduğuna inanıyorsan, bir de hayata daha geniş pencereden bakan, hayata doğal gözlerle bakan, hayata baskılara veya geleneksel yapıya rağmen içinden geldiği gibi özgürce davranmak isteyen, beyinleri-zihinleri yeniliğe açık, basmakalıplıktan, tekdüzelikten, tektiplilikten sıkılan, hatta nefret eden boğulduğu için, daha esnek, daha özgürlükçü, daha değişken, daha denysel yapılar, insanlar var. Bilmem anlatabiliyor muyum, bilmem anlayabiliyor musunuz?
Adam benim caz veya rock dinlememi, opera veya klasik müzik dinlememi özentililik zannediyor. Kendisi dinleyemiyor ya, yapısı tek sesli olduğu için kaldıramıyor ya, hayata daha geniş bakmayı, bakanları anlayamıyor işte. Anlayabilse bile anlamak istemiyor. Çünkü kendisi hayatı daha dar çerçevede yaşarken, başkalarının daha çeşitli, daha renkli, daha keyifli yaşamasını HAZMEDEMİYOR.
Sen hayatı koyu bir arabesk ile melankolik yaşarsın, ben caz ile daha light geçiştiririm. Seninki de hüzündür, benimki de. Ben dibe vurmak istemiyorum kardeşim. Sen acı çekmekten zevk alırsın, ben hayatın hüznünü bile acı çekmemek için eğlenceli bir şekilde yaşamaktan zevk alırım. Herkes mozaşist olmak zorunda değil.
Bu bir kültür meselesi değildir, yapı meselesidir. Ben köyde doğdum ama her zaman batı kültürüne yakın hissettim kendimi. Çünkü ben yenilikçi ve özgürlükçü bir ruha sahibim. Bu, bu kadar basit. Çünkü ben bu dünyaya yaşamak için geldim, birilerine hizmet etmek için değil. Benim saygım öncelikle kendime ve özgürce yaşama hakkıma. Birileri benden üstün değil ki, birilerinin istediği veya kültürü gibi yaşayayım. Bireyselliğime saygı duymayanın kültürüne niye zorlayayım ki kendimi. Açmıyor beni.
Bu demek değil ki şarkılarımızı, türkülerimizi sevmiyorum. Her kültür bir renk benim için ama hapishane değil. Ben o türküleri alırım caz formatında dinelrim. Çünkü tıngır mıngır şekli beni boğuyor.
Bırakınız kardeşim aslı bozulsun şarkılarımızın-türkülerimizin çok sesli yorumalnarak ki zenginleşsin, özgürleşsin, evrenselleşsin. Bu sayede kültürümüz esneyeceği için daha itibar görcektir "Doğu Kültürü" diye küçümseneceği yerde. Batı kültürü veya klasik müzik, caz, opera niye evrensel; çünkü aslı bozulacak diye bir kaygı yok. Esnedikçe zenginleşiyor, zenginleştikçe evrenselleşiyor sanat, kültürler.
Ben bunları anlatabiliyorken, anlamak niye bu kadar zor acaba diye düşünüyorum. Çünkü beyinler yenilikçiliğe ve özgürlüğe kapalı. Deneysellikten korkuluyor.
Tabi kapalılık dünya üzerimizdeki yerimizi de kısıtlıyor. Saygı duyulmuyoruz, çünkü kimsenin içini açmıyoruz.
Buşuna bekliyoruz sevgiyle, saygıyla karşılanmayı. Adamlar özgürlüklerini kısıtlamak için mi kapalılığa saygı duysunlar? Adamlar homofobiye maruz kalmak için mi senin eşcinsel karşıtlığını haklı bulsunlar? Adamlar tek sesli olmak için mi gelenekselliğe mahkum etsinler kendileirni...
Fazla uzatmaya gerek yok sanırım. Anlatmak istediklerim, anlaşılabilmek için anlaşılabilecek kadar olmuştur.
Artık Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmıyoruz. Artık devlet televizyon ve radyolarında klasik, caz, opera, kısaca yabancı müzik çalmıyor.
Diyordu ki TRT yetkilileri program değişikliği için, raiting yapmıyor. Oysa yabancı karşıtlığından başka bir şey değil bütün bunlar.

16 Ocak 2018 Salı

Kerimcan'ın Türkiye eşcinsel genelinden ne bir eksiği, ne bir fazlası vardır..!

 ...ki negatif bir şekilde eleştiri hakkımız olsun!

Birisi Kerimcan'a "Seni izlemeye senin gibi toplar gelir." demiş.

Kerimcan da, "Yolda görsen, üzerime atlarsın!" demiş.

Bir insan, bir insanı cinsel yöneliminden dolayı niye aşağılar..?

1. Cahildir.
2. Kendisi de eşcinsel olduğu için içselleştirilmiş homofobisi vardır.
3. Hazımsızdır.
4. Bu kadar. Bunun başka açıklaması yoktur.

Konuyla alakalı facebook'ta paylaştığım bir düşüncemi, konuyu özetlediği için bloğumda da tekrar paylaşıyorum.


Konunun Kerimcan Durmaz ile alakalı olmadığını da söyleyeyim. Kerimcan Durmaz, sadece heteroseksist ve homofobik, cinsiyetçi toplumun eşcinselliğe bakış açısını ortaya çıkartan bir figürdür;

Benim paylaşımım veya konuya değinmemden Kerimcan Durmaz'ı ne desteklediğim çıkartılmalı, ne de karşı çıktığım.

Kerimcan Durmaz bireysel olarak ne eşcinselliği baltalamaktadır, ne de eşcinselliğe öyle veya böyle olumlu olumsuz bir şey yaptığını zannetmiyorum. Çünkü, eğer eşcinselliğe öyle veya böyle etkiyi Kerimcan Durmaz ile ilişkilendireceksek, o zaman Türkiye eşcinsel profiline bakmamız gerekiyor. Kerimcan Durmaz profili Türkiye eşcinsel genelinin profilinden düşük değil ki. 

Ne mi Türkiye'deki eşcinsel profili..? Eşcinselliği cinsel faaliyet üzerinden kategorize eden, etiketlendiren bir profil. Açılayayım... Sosyal medyayı eşcinseller cinsel arkadaşlık için kullanır ve mutlaka cinsel hesapları da vardır sahte olan. Çünkü eşcinselliğe bakış açıları sadece cinsellik üzerindendir. Eşcinselliğin cinselliği olmasa, onlar kendilerini tereddütsüz heteroseksüel olarak tanımlarlar. 

Bakıyoruz eşcinsellerin profillerine sosyal medyada. Profil resimlerinde ya kalça, ya penis figürleri vardır. Sohbete başlar başlamaz sordukları soru da, karşılarındakilerin aktif veya pasif olduklarını öğrenmek için, "profil nedir?"dir. 

Kerimcan Durmaz'ı eleştirenlerin de bundan farklı olduğunu sanmıyorum istisnalar hari.

Sadece Türkiye eşcinsel geneli değil, eğlence sektöründe bulunan eşcinsellerin de Kerimcan Durmaz'dan üstün bir tarafları yokur ve bilinçli olmadıkları için eşcinselleri temsiliyetleri söz konusu değildir. Örnek vermeme gerek var mı? Hepsi de ya gizlidir, açık olanlar da ya cinsiyetçi, ya da ahlakçıdır, toplumsalcıdır, vesairedir.

Kerimcan Durmaz Türkiye eşcinsel profilinin bir aynasıdır ve bazılarının rahatsız olmasının sebebi başarılı bir eşcinsel figürün raiting yapmasını hazmedememesindendir. Kerimcan'a kadar önce dibimizdeki eşcinsellerden rahatsız olmamız gerekmez mi?

Ayrıca Kerimcan Durmaz, kendisine hakaret edene çok güzel cevap vermiş bence! Yalan mı?

Sıla Gençoğlu ilişkisini neden BİTRİMİŞ olabilir?


Erkeklik kadınlığa güvenmez; çünkü kendisi güvenilir olmadığı için kadını da öyle zanneder! Ayrılığın (bazı kadınların erkekleri terk etmelerinin de diyebiliriz), sebebi budur.

Sıla - Ahmet ayrılığına gelirsek...

Bir fotoğraf üzerinden yorumlarsak bu ayrılığı... Çünkü Sıla'nın bir erkekle görüşmesini kıskanmış mı ne?

Ahmet Kural'ın hatası, bir İkizler burcuna erkekliğin ters tepeceğini bilmemesidir.

Çünkü İkizler özgürlüğüne asla müdahale ettirmez, dürüstlüğüne inanmayanı bir kalemde siler.

Çünkü İkizler şeffaftır ve en önemli varoluş sebebplerinden birdir şeffaflık.

Çünkü dürüsttür ve saklayacağı bir şey, gizli kapaklı işi yoktur.

Bir İkizler'in kendisine inanmayan ve güvenmeyenle işi olmaz.

Çünkü dürüstlüğüne inanmamayı kendisine hakeret olarak görür...

Ve dürüstlüğe, dürüstlük bekler.

Bir de İkizler insanlara, insan gözüyle bakar ve benzerlerinden milyonlarca olduğunu bildiği için noktayı koyması çok kolaydır.

İkinci defa da şans vermez. Bir kere yanlış davrananın, daha sonraları samimiyet ilerledikçe bu yanlışı tekrarlayacağını çok iyi bilir.

Bir İkizler hayatın hesabını kitabını çok iyi yapan bir kişi olduğu için, karşısına hesapsız kitapsız çıkan onu kaybetmeye mahkumdur.

Ve Ahmet Kural çoook bekler Sıla'nın kendisine dönemesini ama boşuna bekler...

İkizler sildi mi tam siler!

Bir de İkizler hayatını sadece aşk veya erkek üzerinde döndürmez. Hani herkes için aşk bulunmaz nimettir ya, İkizler için yaşam parametrelerinden sadece biridir.

Hayatını alt üst etmez aşk İkizler'in ve çabucak atlatır çok yönlü yaşadığı için.

Son olarak... İnsanların biten ilişkileri kişilik üzerinden değerlendirmeyip, kadınlık ve erkeklik üzerinden değerlendirmesi boş konuşmaktan başka bir şey değildir.

Çünkü İkizler'e kadınlık-erkeklik mevzuları sökmez; o hayatı, hayata bakış üzerinden değerlendirir ve kararlarını uzun vadeli verir.

Hayatı dener ve denemeye devam eder...

Biri gider, birilerini de denemekten çekinmez ama olmazsa ve olmayacaksa da oldurmaya çalışmaz.

Çünkü olmayacak işe bel bağlamaz.

Bir süere sonra aşkı diğerleri gibi putlaştırmayı bırakır zaten.